4/5/2007 - "SEN BANA HEP NEFESSİZ KALDIĞINDA GELDİN...
 Ben seni çok sevdim de gitmelerine hiç alışamadım Hep soluksuz kaldığın zamanlar geldin bana Hep gözyaşların biriktiğinde Başını omzuma koyar saatlerce ağlardın Beni ne kadar çok özlediğini söyler Geri de bıraktığın aşk kırıntılarını Onların sende bıraktığı derin yaraları anlatırdın Sen bana hep nefessiz kaldığında koşardın Her gidişinde kendime, senden nefret ettiğimi Geri dönersen seni affetmeyeceğimi söylerdim Sen geldiğinde her bişeyi pas geçerdim Her gittiğinde dönmemen için ne dualar etmiştim Her gelişin yeni terk edişindi çünkü Ruhunu biraz tamir edip Kendini daha iyi hissedip Egolarını tamamen tatmin ettiğinde Yine en ağır sözleri söyleyip En acımasız halinle gidecektin Ben ise senden nefret ettiğimi söyleyecektim kendime Bu son diyordun ruhunun çok incitildiğini ve artık yıprandığını söylüyordun Ben ise sana yazdığım mektupları açıp Teker teker sana okuyor kendimi küçültüyordum Ben yazdığım mektupları sana hiç yollayamadım ki Ne senin adresini buldum ne de arayacak cesareti Son sevgilini anlatıyordun… Seni nasıl üzdüğünü, Çoğu geceler seni nasıl dövdüğünü Ruhunu nasıl kırıp seni sömürdüğünü Sen anlatıyordun ben susuyordum Anlattıklarınla benim nasıl acı çektiğimi biliyordun Ben senin çektiğin acıları içimde yaşıyor ruhuma işkence ediyordum Sen bana hep soluksuz kaldığında geldin Ne olur bu seferde gideceksen gelme diye çok dua ettim Ben senin günah duvarındım Gidişinle işlediğin günahları, gelir bende çıkarırdın Sen anlatıyordun… Ben dinliyordum En çokta bununla mutlu oluyordun Anlattıklarınla beni suçlayıp Günahlarınla boğulduğum zamanlar... Neden izin verdin gitmeme, neden beni yolladın Gitme demedin, hep senin yüzünden Bu suçlamalarla günah çıkarıp Benden kestiğin solukla güç topluyordun Oysa gitmemen için sana her defasında ne kadar yalvarmıştım Arkandan sana her seslenişim de bana yaptığın hakaretleri ne çabuk unuttun Ruhumu bedenimden çıkarıp eze eze gittiğini nasıl inkar edersin Hep kişiliksiz sevişmelere beni terkedişlerini Hep değerini bilmeyenlere tüm günahlarını bana bırakıp gidişlerini Nasıl İnkar Edersin..! Bunları sen hiç duymadın, hiç te düşünüp anlamadın Çünkü sen anlatıyordun ve ruhun o kadar yara almıştı ki Beni hiç dinlemiyordun, bir an önce içindekileri kusmalı Ruhunu onarıp, kişiliksiz sevişmelerine koşmalıydın Ben ise yeni gelişlerinin ve de terkedişlerinin nöbetine durmalıydım Bir gün bana gelip bir daha gitmeyeceğini düşünüyordum Her gidişinde bende bu şehirden gitmeye ne çok karar vermiştim Ama evden bile çıkamadım Çünkü; Ya gelirde geri dönersen, Nereye gidecektin, Seni kim dinlerdiki benim kadar, kime ağlardın sen bu kadar Gidemedim bu kara şehirden Çıkamadım bir türlü bu köhne evden Pencereye bakan bu kırık tahta masam da her sabah Sana yazdığım mektupları okur Akşamları tekrar sana mektup yazardım Ama bu son demiştin yoruldum kırıldım kullanıldım demiştin Son gidişine de bu senaryoyu çizmişsin Bana ağlamalarını, beni suçlamalarını, Ve de en acısı sana yazdığım mektupların Tüm kelime ve cümlelerini, Ruhunla beraber yine alıp götürmüşsün Sen bana hep nefessiz kaldığında geldin Tüm nefesimi alıp sessizce yine beni terk ettin …CİHAN”
|