15/8/2007 - "..İNAT.."

Uçurumun kenarına bırakılmış bir taş bebeğim ben, kollarım rüzgar yönüne açılmış, parmak uçlarım değmekte toprağa anca...
Acıma!
Uçurumun kenarında hayata inat gülebilen bir su düşüyüm ben. Güzelliğim kaybolur yüzümü şehre dönersem. Bu aceleci insanlar, bu çıkar dünyası, bu leş kokularında barınamam ben.
Yüzümden/yüreğimden kahırlara veremem. Öyle bilmediğim renklere, kolay kolay sinemem ben!
Hey! beş kuruşa masumiyetini satan yeşil, büyüdün mü biraz kirlenince, yoksa birikti mi özlemler kuytu köşelerinde?
As beni! Beni öldür! Beni kurşunlara diz! Beni alıkoy mutluklardan! Kendini okşa karalarınla!
Üzgünüm, sana benzeyemem!
Hep yalancı renklere boyanmış yüzler
Bir değer biçilmiş sevgiler
Üşüşüyor başına menfaatçi kişiler
Üzgünüm buradan gidemem ben uçurumu istesem de terk edemem
Taşlaşmış yürekler beton yığınlarıyla beraber,
Örnek almış gönüller yeşili bitmiş sahte çiçekler
Her tarafta bir koşturma nereye gidiyor bu kişiler
Aslında hep aranıyor kaybolmuş kişilikler
Bak bakalım var mı kendinden izler yüreğimin ellerinde, çok zorlama seviyormuş gibi yalan da olsa hissettiremem.
Dünya buysa, koşullar bunu gerektiriyorsa, gerekirse emanet ederim kendimi uçuruma.
Gerçek şu:
Uzak dur!
Bu erinç, sana benzeyemem!
…KÜLKEDİSİ / CİHAN”
|